Sindirim sistemi kanamaları, aniden ortaya çıkabilen ve hızlı değerlendirme gerektiren tablolardır. Kan kusma, kahve telvesi görünümünde kusmuk, siyah ve katran kıvamında dışkılama ya da dışkıda taze kan görülmesi en tipik belirtilerdir. Bazı hastalarda ise dışarıdan görünen bir kanama olmadan halsizlik, çarpıntı, baş dönmesi ve giderek derinleşen kansızlık ön plandadır.

Kanamanın kaynağı yemek borusundan kalın bağırsağa kadar herhangi bir noktada olabilir. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri, karaciğer hastalığına bağlı gelişen damar genişlemeleri, damar yapısı bozuklukları ve tümörler başlıca nedenler arasında yer alır. Kaynağın belirlenmesi kadar kanamanın durdurulması da çoğu zaman aynı işlem sırasında gerçekleştirilir.

Aşağıda, kanama şüphesinde ilk yapılanlar, endoskopi sırasında uygulanabilen durdurma yöntemleri ve sonraki dönemde tekrarı önlemeye yönelik yaklaşımlar özetlenmiştir.

Kanama Şüphesinde İlk Olarak Ne Yapılır?

İlk aşamada hastanın dolaşım durumu değerlendirilir. Nabız, tansiyon ve bilinç düzeyi izlenir; damar yolu açılarak sıvı desteği başlanır. Kan sayımı, pıhtılaşma testleri ve kan grubu tayini istenir; gerektiğinde kan ürünü desteği planlanır.

Hastanın kullandığı ilaçlar ayrıntılı sorgulanır. Kan sulandırıcılar, ağrı kesiciler ve pıhtılaşmayı etkileyen diğer ilaçlar kanamanın seyrini değiştirebilir. Geçirilmiş ülser öyküsü, karaciğer hastalığı, önceki kanama atakları ve alkol kullanımı da sorgulanan başlıklardandır. Durum stabil hale geldikten sonra kaynağı belirlemek üzere endoskopik inceleme planlanır.

Endoskopi Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?

İşlem öncesinde midenin mümkün olduğunca boş olması istenir; bu hem görüş alanını genişletir hem de işlem sırasındaki güvenliği destekler. Bazı hastalarda mide içeriğinin boşalmasını kolaylaştırmaya yönelik ilaç desteği verilebilir.

Bilinç bulanıklığı olan ya da aktif kan kusan hastalarda solunum yolunun korunması ayrıca planlanır. İşlem çoğunlukla sakinleştirici eşliğinde yapılır; bu nedenle kalp ve akciğer hastalıkları ile daha önce anesteziye bağlı yaşanan sorunlar önceden bildirilir.

Yüzeyel ve Yaygın Kanamalarda Hangi Yöntem Kullanılır?

Bazı kanamalar tek bir noktadan değil, geniş bir yüzeyden sızıntı şeklinde olur. Damar yapısı bozuklukları, radyoterapi sonrası gelişen doku değişiklikleri ve tümör yüzeyinden kaynaklanan sızıntılar bu gruba örnektir. Bu durumlarda dokuya doğrudan temas etmeden çalışan yöntemler öne çıkar.

İyonize gaz akımıyla yüzeyin kontrollü biçimde dağlandığı Argon Plazma Koagülasyon ile Sindirim Sistemi Kanama Tedavisi yönteminde etki yalnızca yüzeysel tabakada kalır. Böylece derin dokuların zarar görme olasılığı azaltılmaya çalışılır. Geniş alanlar söz konusu olduğunda birden fazla seans gerekebilir ve işlem sonrasında hasta bir süre gözlem altında tutulur.

Damar Genişlemelerinden Kaynaklanan Kanamalar Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Karaciğer sertleşmesi olan hastalarda kapı toplardamarındaki basınç artışı, yemek borusu ve mide duvarında genişlemiş damarların oluşmasına yol açar. Bu damarlar ince duvarlıdır ve yırtıldığında hızlı seyreden kanamalara neden olabilir. Bu tabloda öncelikli hedef kanayan damarın akımını kesmektir.

Genişlemiş damarın küçük elastik halkalarla sıkıştırıldığı Endoskopik Varis Bant Ligasyonu işlemi, endoskop ucuna takılan özel bir başlık aracılığıyla uygulanır. Bantlanan damar zamanla büzülür ve dökülür. Bir seansta genellikle birden çok damar bantlanabilir; kalan damarlar için işlem belirli aralıklarla tekrarlanır. Bu süreçte kapı basıncını düşürmeye yönelik ilaç tedavisi de birlikte yürütülür.

Enjeksiyon Yöntemi Hangi Durumlarda Devreye Girer?

Bantlamanın teknik olarak uygun olmadığı yerleşimlerde ya da bazı damar genişlemelerinde, kanayan bölgeye özel bir maddenin enjekte edilmesi tercih edilebilir. Bu madde damar duvarında kontrollü bir tepki oluşturarak damarın kapanmasını sağlar.

İğne ucu aracılığıyla uygulanan Endoskopik Skleroterapi yöntemi, kimi olgularda tek başına, kimi olgularda diğer yöntemlerle birlikte uygulanır. Uygulama sonrasında göğüs arkasında rahatsızlık hissi ve hafif ateş görülebilir. Hangi yöntemin seçileceği kanamanın yerleşimine, hastanın genel durumuna ve endoskopi bulgularına göre işlem sırasında belirlenir.

İşlem Sonrasında Hasta Nasıl İzlenir?

Kanama kontrol altına alındıktan sonra izlem sürer. Nabız, tansiyon ve kan değerleri belirli aralıklarla tekrarlanır. Dışkı rengi ve kusma olup olmadığı yakından takip edilir; erken dönemde beslenme kademeli olarak başlatılır. Genellikle önce sıvı gıdalarla başlanır, tolerans geliştikçe yumuşak ve ardından normal besinlere geçilir.

Bir bölüm hastada kanama ilk günlerde tekrarlayabilir. Bu nedenle yatış süresi ve kontrol endoskopisi ihtiyacı hastaya göre planlanır. Altta yatan neden ülser ise mikrobik etken araştırması ve asit baskılayıcı tedavi de programa eklenir.

Taburculuk Sonrasında Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalıdır?

Evde yeniden kan kusma, siyah ya da katran kıvamında dışkılama, dışkıda taze kan görülmesi bekleme gerektirmeyen bulgulardır. Bunlara ek olarak giderek artan halsizlik, ayağa kalkarken baş dönmesi, çarpıntı, soğuk terleme ve solukluk da dolaşımın etkilendiğini düşündürebilir.

Karın ağrısının şiddetlenmesi, ateş yükselmesi ya da bantlama sonrası artan yutma güçlüğü de değerlendirilmesi gereken durumlardır. Bu bulgularda planlanan kontrol tarihi beklenmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.

Tekrarı Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Kanamanın nedenine yönelik tedavinin sürdürülmesi en belirleyici adımdır. Karaciğer hastalığı olanlarda düzenli endoskopik kontroller ve ilaç tedavisine uyum önem taşır. Ülser saptanan hastalarda ise mide koruyucu tedavinin önerilen süre boyunca kullanılması gerekir.

Ağrı kesici ve kan sulandırıcı ilaçların hekime danışmadan başlanmaması ya da kesilmemesi önemlidir. Alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması, mukoza sağlığı üzerinde olumlu etki gösterebilir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.